Her Şeyin İyisine Bak

Bir söz vardır ki yüreğe yerleşince, bütün yolculuğu değiştirir. Hamza’nın yüreğinde de öyle bir söz vardı. Annesi ona bunu, ekmek yoğururken, bir akşam öğretmişti.
Hamza ile kardeşi Gürbüz sabaha karşı evden çıktı. Yol ikiye ayrılınca Hamza, kuralları olan ama güvenli sağ yolu seçti. Gürbüz kuralsız sol yola saptı. Ayrılırken Hamza, annesinin ona öğrettiği sözü içinden bir kez daha tekrarladı. “Her şeyin iyisine bak.”
Sağ yol, kayalıkların arasından kıvrıla kıvrıla ilerledi. Kuşlar öttü, derenin sesi yola eşlik etti. Sonunda yol, önce bir bahçeye çıktı. Hamza kapıdan girince derin bir nefes aldı. Dallar kırmızı elmalarla eğilmişti. İncirler bal gibi tatlıydı. Çeşmenin başında güller açmıştı. Ama bahçenin bir ucunda, duvar dibinde, çürümüş meyveler yığılmış, kokmuş çöpler birikmişti.
Hamza burnunu kıvırıp o tarafa göz ucuyla bile bakmadı. “Ben gül kokusuna giderim,” diye düşündü. “Bahçenin kötü yanıyla ne işim var?” Armutları topladı, çeşmeden su içti, koca bir çınarın gölgesinde dinlendi. Bir dalın üstünde serçeler cıvıldaşıyordu. Hamza onları seyredip gülümsedi, bahçenin sahibine içinden teşekkür etti. Yürümeye kalktığında yorgunluğu uçup gitmişti.
Kardeşi bu bahçeden ondan önce geçmişti. Ama Gürbüz’ün gözü yalnız çürüklere takıldı. Onları kurcaladı, kokuyu soludu, midesi bulandı. Tek lokma yemeden, bir an bile dinlenmeden bahçeden fırlayıp çıktı. Aynı bahçeydi, iki yolcu vardı. Biri yorgunluğunu attı, öbürü canı sıkılarak çıktı.

Hamza yoluna devam etti ve uçsuz bucaksız bir kıra girdi. Çimenler dizine kadar yükselmişti, uzaklarda dağlar mavi mavi duruyordu. Hamza, kıra bakıp “Ne geniş, ne güzel!” diye düşündü. Tam o sırada yakınlarda bir ses patladı. “Hrrrr!” Dev gibi bir aslan, ona doğru atıldı!
Hamza’nın yüreği boğazına geldi. Ama durup düşündü. “Bu kıra bakıyorum, otlar düzgün, yollar ayrılmış. Burası sahipsiz değil. Bu aslan, kırın sahibinin emrinde bir hizmetçi olabilir.” Bu düşünce, korkusunu tamamen almadı ama içini biraz ısıttı. Kardeşi kadar korkmadı. Bacakları titrese de düşüncesi yerinden oynamadı. Yine de aslan yaklaşınca koştu ve önüne çıkan derin, kuru bir kuyuya kendini bıraktı.
Kuyunun ortasında bir ağaç vardı. Hamza elini dalına yetiştirdi ve havada asılı kaldı. Yukarı baktı, aslan kuyunun ağzında bekliyordu. Aşağı baktı, karanlık dipte kocaman bir ejderha gördü. Üstelik iki küçük hayvan, ağacın iki kökünü kemiriyordu. Kırt, kırt, kırt!
Kardeşi de bir gün aynı durumda kalmıştı. Hamza’nın dizleri titredi. Elleri ağaca kenetlendi. Ama o gözlerini kapamadı, çünkü güzel düşünmek ona alışkanlık olmuştu. Annesinin sözü kulağında çınladı: “Her şeyin iyisine bak.”
“Dur,” dedi kendi kendine. “Bu garip olaylar birbirine bağlı. Hepsi sanki tek bir emirle hareket ediyor. Öyleyse bunda gizli bir sır var. Bunlar görünmeyen bir sahibin emriyle dönüyor. Ben yalnız değilim. O gizli sahip bana bakıyor, beni deniyor, bir yere götürüyor.”
Bu tatlı korku, güzel düşünceden bir merak doğurdu. “Acaba beni deneyip kendini bana tanıtmak isteyen kim?” Tanımak merakından sevgi doğdu. Sevgiden de onu memnun edecek güzel bir davranış sergileme isteği doğdu.
Hamza başını kaldırıp ağacın tepesine baktı. Bu bir incir ağacıydı. Ama dallarında elma da asılıydı, üzüm de, nar da, ceviz de! Bir ağacın bu kadar çeşit meyve vermeyeceğini hemen anladı. “Bu ağaç bir sergi,” diye düşündü. “Bahçenin sahibi, bağındaki meyvelerin örneklerini bu ağaca asmış. Misafirlerine hazırladığı sofranın örnekleri bunlar.” Bütün korkusu gitti.
Sonra yüksek sesle seslendi. “Ey bu yerlerin sahibi! Sana sığındım, senin hizmetçinim. Rızanı istiyorum, seni arıyorum!”
Sözü biter bitmez kuyunun duvarı yarıldı. Güzel bir bahçeye açılan koca bir kapı belirdi. Ejderhanın ağzı bile o kapıya dönüştü. Aslan ve ejderha iki hizmetçi gibi eğilip onu içeri davet etti. Aslan, Hamza binsin diye yumuşacık bir ata dönüştü.
Hamza bahçeye girerken gülümsedi. İçerisi serindi, çeşmeler şırıldıyordu, dallar meyveden eğilmişti. “Elhamdülillah,” dedi. Çürüğe bakmayan göz, iyiliğin kapısını bulmuştu.
Kardeşi korkunun içinde titrerken Hamza, o yerlerin sahibinin sevgili misafiri olmuştu. Aynı yol, aynı bahçe, aynı kuyu; ama iki ayrı kalp. Biri güzel düşündü, güzele kavuştu.
Hamza o akşam ağaçların altında otururken annesinin sözünü yeniden düşündü. Meğer bu söz, yolda her adımda işe yarayan sağlam bir bastonmuş. Çürüğe bakınca ağırlaşan yürek, çiçeğe bakınca hafifliyordu. Hamza bunu artık yalnız duymuyor, içinde de biliyordu.
🎈 Etkinlik
Masal, aynı yerde iki yolcunun farklı yerlere bakmasıyla farklı durumlar yaşadığını gösterir; güzel düşünmek insanı sakin ve güvende tutar. Çocukla “Bu hafta kızdığın bir şeyin iyi yanını bulabilir misin?” diye sohbet etmenizi öneririz.
💬 Sohbet Zamanı
1. Bahçede Hamza ile Gürbüz neye baktı? Sonuçta ikisinin durumu nasıl oldu?
Anne-baba ipucu
Çürük köşeye bakanla armuta bakanı çocuk kendi cümleleriyle karşılaştırsın.
2. Kuyuda asılı kalan Hamza’nın içi nasıldı, ne hissetti? Sonra neden değişti?
Anne-baba ipucu
Önce korkarak titremesini, sonra “Ben yalnız değilim” diyerek içinin ısınmasını konuşun.
3. İncir ağacında bir sürü meyve görünce Hamza neden korkusunu unuttu?
Anne-baba ipucu
Ağacın bir sofra örneği gibi olduğunu, sahibinin misafirini ağırlamak istediğini düşündüğünü çocuk söylesin.
4. Kapının ardındaki bahçeyi sen nasıl hayal edersin? Orada seni kim karşıladı?
Anne-baba ipucu
Meyve, su, çiçek gibi nimetleri çocuğa hatırlatın.
5. Seni üzen bir olayda iyi bir yan bulabilir misin? Bir örnek verelim mi?
Anne-baba ipucu
Kardeşle kavga ya da yağmurda dışarıya çıkamayış gibi gündelik bir örneği kabul edin.
✨ Birlikte Yapalım: İyi Yan Kavanozu
⏱️ 20 dakika
🧺 Malzemeler
- Boş bir kavanoz
- Küçük kağıt şeritler
- Kalem
- Süslemek için boya ya da yapışkan kağıt
👣 Nasıl yapılır?
- Bismillah deyip kavanozu birlikte süsleyin.
- Çocuk “İyisine Bak” diye bir etiket yazıp kavanoza yapıştırsın.
- Her akşam bir kağıda gün içinde yaşanan zor bir olayın iyi yanını yazın.
- Kağıdı kavanoza atın.
- Hafta sonunda kağıtları birlikte okuyup Elhamdülillah deyin.
🌱 Neyi geliştiriyoruz? Çocuk zor olaylarda bile iyi yanı aramayı alışkanlık haline getirir.
🎲 Mini Oyun: Bahçedeki İki Yolcu
Çocuk ve anne ya da baba iki yolcu olur. Sırayla bir durum söylenir (“Eve gelirken yolda yağmur yağdı”). Biri “çürüğe bakan” gibi yakınır, öbürü “iyisine bakan” gibi güzel yanını bulur. Sonra rolleri değiştirin.
Bu hafta evde şikayet edilen her durumda ailece “İyisi ne?” diye sorun ve cevabı bulun.
Bugün zor bir şeyin içinde güzel bir yan buldun mu?
Bir yorum bırak